<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Dr. Ahmet ÖZ Psikiyatrist &#38; Psikoterapist</title>
	<atom:link href="http://www.denizlipsikiyatri.org/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.denizlipsikiyatri.org</link>
	<description>Çaresiz değilsiniz</description>
	<lastBuildDate>Thu, 22 Mar 2012 19:22:40 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Hekimlere mektup, Vaginismus tedavisi Denizli &#8216;de, tedavide hedefler</title>
		<link>http://www.denizlipsikiyatri.org/2012/03/22/hekimlere-mektup-vaginismus-tedavisi-denizli-de-tedavide-hedefler/</link>
		<comments>http://www.denizlipsikiyatri.org/2012/03/22/hekimlere-mektup-vaginismus-tedavisi-denizli-de-tedavide-hedefler/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 22 Mar 2012 19:22:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ahmet</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.denizlipsikiyatri.org/?p=157</guid>
		<description><![CDATA[Değerli meslektaşım, Denizli Devlet Hastanesi’neki görevimden ayrılıp tam gün muayenehanemde çalışmayı seçtim. Ruh Sağlığı profesyoneli olarak Ruhsal bozuklukların tanı ve tedavisi dışında, Denizli ilinde bulunmayan bazı alanlarda hizmet sunmayı planlıyorum. Cinsel İşlev bozuklukları (C.İ.B.) tedavisi ilimizin önemli bir ihtiyacıdır. Birçok &#8230; <a href="http://www.denizlipsikiyatri.org/2012/03/22/hekimlere-mektup-vaginismus-tedavisi-denizli-de-tedavide-hedefler/">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Değerli meslektaşım,</p>
<p>Denizli Devlet Hastanesi’neki görevimden ayrılıp tam gün muayenehanemde çalışmayı seçtim. Ruh Sağlığı profesyoneli olarak Ruhsal bozuklukların tanı ve tedavisi dışında, Denizli ilinde bulunmayan bazı alanlarda hizmet sunmayı planlıyorum.</p>
<p>Cinsel İşlev bozuklukları (C.İ.B.) tedavisi ilimizin önemli bir ihtiyacıdır. Birçok kişi ehil olmayan kişilerce tedavi edilmeye çalışılmakta veya il dışına tedaviye gitmektedir.</p>
<p>Cinsel terapi eğitimini tamamladım. Muayenehanemde ayrı birim oluşturdum. Böylece cinsel terapiye gelen kişileri ayrı alanda ağırlayabilmekte, testlerini yapabilmekte, materyallerin sunumunda teknolojiyi kullanabilmekteyim.</p>
<p>Vaginismus C.İ.B. arasında tüm hekimlere sık başvurulan bir bozukluktur. Korku, Kaygı nedeniyle kadında istem dışı kasılma, ağrı hissi olması nedeniyle ilişkinin gerçekleşememesi olarak tanımlanabilir ve ilk gece korkusundan farklıdır.Geçmişte inseminasyon (Suni dölleme) yoluyla gebe bırakma, anestezi altında penis-vagina birleşmesini sağlama biçiminde yanlış tedaviler yapılmıştır.</p>
<p>Modern Cinsel Tıp tedavide cinsel mitleri sorgulama ve doğru bilgiler ile değiştirme, bilişsel-davranışçı teknikler ile ağrı algısını haz ile değiştirme, çiftin cinselliğini ve iletişimini yeniden yapılandırma şeklinde yapılmasını önermektedir. Vaginismus sorunu uygun biçimde aşılamaz ise hem erkek hem de kadında başkacinsel işlev bozukluklarına neden olabilmektedir.</p>
<p>Biz cinselliği gebe kalabilme, penis-vagina birleşmesi değil beden ve ruhun teması, karşılıklı sunumu biçiminde algılamaktayız. Tedavimiz de bu doğrultuda, mahremiyete saygılı, iletişim ve işbirliğini arttırmaya yöneliktir.</p>
<p>Bilginize sunarım, işlerinizde kolaylıklar dilerim. Esen kalınız.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ahmet ÖZ</p>
<div>
<div id="attachment_158" class="wp-caption alignnone" style="width: 650px"><a href="http://www.denizlipsikiyatri.org/wp-content/uploads/2012/03/bulten3.jpg"><img class="size-large wp-image-158" title="Vaginismus Bülten" src="http://www.denizlipsikiyatri.org/wp-content/uploads/2012/03/bulten3-723x1024.jpg" alt="" width="640" height="906" /></a><p class="wp-caption-text">Vaginismus tedavisi Denizli &#39;de Hekimlere mektup</p></div>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.denizlipsikiyatri.org/2012/03/22/hekimlere-mektup-vaginismus-tedavisi-denizli-de-tedavide-hedefler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vaginsmus, Vaginismus da Erkek duyguları, Vaginismus tedavisi</title>
		<link>http://www.denizlipsikiyatri.org/2012/03/07/vaginsmus-vaginismus-da-erkek-duygulari-vaginismus-tedavisi/</link>
		<comments>http://www.denizlipsikiyatri.org/2012/03/07/vaginsmus-vaginismus-da-erkek-duygulari-vaginismus-tedavisi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Mar 2012 19:45:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ahmet</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.denizlipsikiyatri.org/?p=151</guid>
		<description><![CDATA[Vaginismus &#160; Kadında korku , kaygı, endişen nedeniyle isteği dışında kasılma-kaçınma olması nedeniyle    cinsel organ birleşmesinin olmaması durumudur. Genellikle ilk cinsel ilişkide karşılaşılır, ancak sonradan da gelişebilir. &#160; Sık karşılaşılan bir sorun (%5-15) olmasına rağmen mahremiyet gerektiren bir konu &#8230; <a href="http://www.denizlipsikiyatri.org/2012/03/07/vaginsmus-vaginismus-da-erkek-duygulari-vaginismus-tedavisi/">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_152" class="wp-caption alignnone" style="width: 310px"><a href="http://www.denizlipsikiyatri.org/wp-content/uploads/2012/03/çift-oyun.jpg"><img class="size-medium wp-image-152" title="vaginismus" src="http://www.denizlipsikiyatri.org/wp-content/uploads/2012/03/çift-oyun-300x249.jpg" alt="vaginismus tedavisi" width="300" height="249" /></a><p class="wp-caption-text">vaginismus</p></div>
<p><strong>Vaginismus</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kadında korku , kaygı, endişen nedeniyle isteği dışında kasılma-kaçınma olması nedeniyle    cinsel organ birleşmesinin olmaması durumudur. Genellikle ilk cinsel ilişkide karşılaşılır, ancak sonradan da gelişebilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sık karşılaşılan bir sorun (%5-15) olmasına rağmen mahremiyet gerektiren bir konu olduğundan fazla duyulmaz. Evliliğin başlangıcındaki çiftler için zorlayıcı bir durumdur. Genellikle Kadın-Doğum uzmanlarına başvururlar ve “bir sorun yok” sözüyle karşılaşılır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sorun yakınlar ile paylaşıldığında kaygılar daha da artabilmektedir. Herşeyden önemlisi yatak odasında yalnız kalınamaz. Genellikle mahremiyet ihlali sorunu arttırır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bilinçdışı kaygılar, yanlış inanışlar nedeniyle istem dışı olarak kendini koruma refleksi harekete geçer, kaçınma-kasılma olur. Kadın yaralanacakmış gibi korku ve korkuyla ilgili belirtiler yaşar. En önemli yanlış inanış (mit-uydurma-hurafe) kızlık zarında yırtılma-patlama olacağı, kanama ve şddetli ağrı yaşanacağıdır. Bunun dışında cinsel birleşme sırasında kilitlenme yaşanmsı da sebep olan yanlış inanışlardandır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><a href="http://www.denizlipsikiyatri.org/wp-content/uploads/2012/03/evlilik11.jpg"><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-154" title="evlilik" src="http://www.denizlipsikiyatri.org/wp-content/uploads/2012/03/evlilik11-150x150.jpg" alt="vaginismus duygular" width="150" height="150" /></a></strong></p>
<p><strong>Vaginismus’da Ekek</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Mevcut kaygı zamanla erkekte de kaygılar oluşmasına neden olur. Öncesinde her türlü durumda cinsel ilişkiyi gerçekleştirmesi gerektğine inanan erkek, ilişkiyinin gerçekleştiremedikleri için kendisini yetersiz hisseder, erkeklik gücüne inanışı azalır. İlişkinin kadından kaynaklanan nedenlerle olmayışı sarsılan özgüveni biraz tamir eder. yani vaginismus erkeğe yetersizlik duyguları hissettirir, sorunun kadından kaynaklandığına inanması değersizlik-yetersizlik duygusunu kısmen onarır. Bu durum evliliğin vaginismusa rağmen devamına ve terapi sürecinde tedaviye dirence neden olmaktadır. Ayrıca boşanma sürecinde ilişkinin gerçekleşmediğinin duyulacak olması erkeği ilişkiye sıkı sıkıya bağlayabilmektedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Vaginismus Tedavisi</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Öncelikle tanıyı netleştirip terapi sürecini çift ile konuşuyoruz. Sürece katılmak istemeleri halinde erkek ve kadının cinselliğe bakışı, bilgileri ve inanışlarını değerlendiriyoruz. Yanlış bilgilerin doğrularıyla değiştirilmesine yardımcı oluyoruz. Kaygı ve endişeleriyle başetme sürecini oyunlaştırmalaranı sağlayıp, ömür boyu sürecek olan cinsel yaşantılarını iyi biçimde kurmalarına yardımcı oluyoruz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Cinsel işlev bozukluklarında “sorun erkekte” ya da “sorun kadında” biçiminde değerlendirilmez. Sorun ilişki içinde değerlendirilir ve ilişki içinde çözüm bulunur. Bundan dolayı ideal olanı çiftin birlikte terapiye gelmesidir.</p>
<div></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.denizlipsikiyatri.org/2012/03/07/vaginsmus-vaginismus-da-erkek-duygulari-vaginismus-tedavisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>nikotin bağımlılığı</title>
		<link>http://www.denizlipsikiyatri.org/2012/03/06/nikotin-bagimliligi/</link>
		<comments>http://www.denizlipsikiyatri.org/2012/03/06/nikotin-bagimliligi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Mar 2012 19:55:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ahmet</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.denizlipsikiyatri.org/?p=141</guid>
		<description><![CDATA[Nikotin Bağımlılığı Nikotin Bağımlılığı konusunda yapmış olduğum sunumun görselleri]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.denizlipsikiyatri.org/wp-content/uploads/2012/03/Nikotin-Bağımlılığı.pdf">Nikotin Bağımlılığı</a> Nikotin Bağımlılığı konusunda yapmış olduğum sunumun görselleri</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.denizlipsikiyatri.org/2012/03/06/nikotin-bagimliligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>yaşlılarda ruhsal sorunlara yaklaşım</title>
		<link>http://www.denizlipsikiyatri.org/2012/03/06/yaslilarda-ruhsal-sorunlara-yaklasim/</link>
		<comments>http://www.denizlipsikiyatri.org/2012/03/06/yaslilarda-ruhsal-sorunlara-yaklasim/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Mar 2012 19:53:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ahmet</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.denizlipsikiyatri.org/?p=139</guid>
		<description><![CDATA[yaşlılarda ruhsal sorunlara yaklaşım. yaşlılarda sık görülen ruhsal sorunları anlattığım sunumun görselleri pdf. formatında]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.denizlipsikiyatri.org/wp-content/uploads/2012/03/yaşlılarda-ruhsal-sorunlara-yaklaşım.pdf">yaşlılarda ruhsal sorunlara yaklaşım</a>. yaşlılarda sık görülen ruhsal sorunları anlattığım sunumun görselleri pdf. formatında</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.denizlipsikiyatri.org/2012/03/06/yaslilarda-ruhsal-sorunlara-yaklasim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evde Sağlık ( Evde Bakım ) hizmetlerinde ruhsal sorunlar</title>
		<link>http://www.denizlipsikiyatri.org/2012/03/06/evde-saglik-evde-bakim-hizmetlerinde-ruhsal-sorunlar/</link>
		<comments>http://www.denizlipsikiyatri.org/2012/03/06/evde-saglik-evde-bakim-hizmetlerinde-ruhsal-sorunlar/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Mar 2012 19:51:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ahmet</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.denizlipsikiyatri.org/?p=136</guid>
		<description><![CDATA[Denizli Sağlık Müdürlüğü 1. evde sağlık hizmetleri kongresinde  yapmış olduğum evde sağlık hizmetlerinde ruhsal sorunları anlattığım sunumun görselleri pdf formatında.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.denizlipsikiyatri.org/wp-content/uploads/2012/03/evdebakim-kongre.pdf">Denizli Sağlık Müdürlüğü 1. evde sağlık hizmetleri kongresi</a>nde  yapmış olduğum evde sağlık hizmetlerinde ruhsal sorunları anlattığım sunumun görselleri pdf formatında.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.denizlipsikiyatri.org/2012/03/06/evde-saglik-evde-bakim-hizmetlerinde-ruhsal-sorunlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uyuşturucu Madde Kullanımının Tarihsel Gelişimi</title>
		<link>http://www.denizlipsikiyatri.org/2012/03/06/uyusturucu-madde-kullaniminin-tarihsel-gelisimi/</link>
		<comments>http://www.denizlipsikiyatri.org/2012/03/06/uyusturucu-madde-kullaniminin-tarihsel-gelisimi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Mar 2012 19:12:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ahmet</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.denizlipsikiyatri.org/?p=130</guid>
		<description><![CDATA[madde kullanımı tarihsel gelişimi PDF dosyasını indirebilirsiniz. Resimler pdf dosyasında görülebilmektedir. &#160; Madde Kullanımının Tarihsel Gelişimi Sunumumda ağırlıklı olarak afyon ve esrar kullanımının tarihsel gelişimini ele almayı uygun buldum. Çünkü her ikisi de tarih boyunca kullanılagelmiş ve ülkemizde halen önemli oranda &#8230; <a href="http://www.denizlipsikiyatri.org/2012/03/06/uyusturucu-madde-kullaniminin-tarihsel-gelisimi/">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.denizlipsikiyatri.org/wp-content/uploads/2012/03/madde-kullanımının-tarihsel-gelişimi.pdf">madde kullanımı tarihsel gelişimi</a> PDF dosyasını indirebilirsiniz. Resimler pdf dosyasında görülebilmektedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<div title="Page 1">
<div>
<div>
<div>
<p>Madde Kullanımının Tarihsel Gelişimi</p>
</div>
</div>
<div>
<div>
<p>Sunumumda ağırlıklı olarak afyon ve esrar kullanımının tarihsel gelişimini ele almayı uygun buldum. Çünkü her ikisi de tarih boyunca kullanılagelmiş ve ülkemizde halen önemli oranda kullanılmaktadır. Ayrıca afyon hem etkinliği, hem güçlü bağımlılık oluşturma potansiyeli, halen kullanılması ve tarih boyunca kullanılmış olması nedeniyle model olarak gösterilebilecek bir maddedir.</p>
<p>Afyon</p>
<p>Önce afyon ve esrarın tanımına değinmek istiyorum.</p>
<p>Afyon bitkisine haşhaş denmektedir ve papaver seminiferum adıyla bilinen gelincik türünden bir bitkidir. İdeal toprağı kumlu kildir. Ilıman iklim, yumuşak hava ve düşük oranda nem yetişmesi için elverişli koşullardır. İçerdiği alkoloid oranı, yetişmesi sırasında aldığı güneş miktarı ve havadaki nemden etkilenmektedir. Bu nedenlerle ülkemizin de içinde olduğu iklim kuşağında yetişen afyonda yüksek oranda alkoloid bulunmaktadır.</p>
<p>Toplu iğne başı büyüklüğündeki tohumları sonbaharda ekilmektedir. Filizlendiğinde marul ve dereotunu andıran görünümdedir. Alkoloid üretmeye başlamadan önce yeşillik olarak yenmektedir. Alkoloid yoğun olarak bitkinin çiçek sonrası oluşan kapsülünde oluşur.</p>
</div>
</div>
<div><img src="file:///page1image9216" alt="page1image9216" width="128.400000" height="165.840000" /></div>
<div><img src="file:///page1image9496" alt="page1image9496" width="102.720000" height="164.640000" /></div>
<div><img src="file:///page1image9776" alt="page1image9776" width="165.120000" height="164.160000" /></div>
<div><img src="file:///page1image10056" alt="page1image10056" width="125.280000" height="167.040000" /></div>
<div>
<div>
<p>1</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div title="Page 2">
<div>
<div><img src="file:///page2image496" alt="page2image496" width="249.840000" height="337.440000" /></div>
<div><img src="file:///page2image776" alt="page2image776" width="213.840000" height="336.720000" /></div>
<div>
<div>
<div>
<p>2</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div title="Page 3">
<div>
<div>
<div>
<p>Geleneksel yöntemle işlendiğinde; kapsül yüzeysel olarak çizilir, sütsü öz suyu kapsülün dışında birikir, suyu bir miktar buharlaşır ve alkoloid yoğunlaşır. Oluşan afyon sakızıdır ve her gün toplanır. Ham afyon sakızı normal koşullarda yıllarca bozulmadan saklanabilir. Bu özelliği ticari değerini arttırmaktadır. Kullanılmadan önce biraz daha saflaştırılmak ve yabancı maddelerden ayıklamak için, önce kaynatılır ve üstte kalan sıvı atılır. Kalan kısım biraz kavrulur. Bu haliyle afyon kullanıma hazırdır.</p>
<p>Geleneksel yöntemler ile yasal haşhaş tarımı 1996 yılı itibariyle sadece Hindistan’da yapılmaktadır. İllegal tarımında ise sıklıkla kullanılan yöntemdir. Çünkü afyon sakızının taşınması kolaydır.</p>
<p>Haşhaş yağ çıkartılır. Yağı yemeklik olarak kullanıldığı gibi, sabun ve boya sanayisinde de kullanılır. Kalan posası hayvan yemi olarak kullanılır ve sütteki yağ oranını arttırdığı için Afyonkarahisar kaymağının bu denli meşhur olduğu söylenmektedir. Ayrıca tohumlar çörek yapımı ve ekmeklerin süslenmesinde de kullanılmaktadır.</p>
<p>Afyon sakızı tedavide şurup, damla, hap, fitil ve merhemler yapılarak kullanılmıştır.</p>
<p>Esrar</p>
<p>Esrar bitkisi cannabis sativa indica ya da hint keneviri ismiyle bilinir. Aktif madde içeren reçine bitkinin dişisinde yoğundur. Yaprakların altındaki kanalcıklarda küçük tanecikler olarak bulunur.</p>
</div>
</div>
<div>
<div>
<p>3</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div title="Page 4">
<div>
<div><img src="file:///page4image488" alt="page4image488" width="494.160000" height="550.080000" /></div>
<div>
<div>
<div>
<p>4</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div title="Page 5">
<div>
<div><img src="file:///page5image496" alt="page5image496" width="501.840000" height="516.240000" /></div>
<div>
<div>
<p>*Resimde görüldüğü gibi yapraklar arasında bir cisim dolaştırılırsa reçine cisme yapışır ve bu biçimde reçine toplanabilir.</p>
<p>Kuruyan yapraklar sigara gibi sarılarak içilebilir. Ya da yapraklar kurutulup ezildikten sonra ısıtılarak sertleştirilip plakalar halinde kesilerek pazarlanabilir.</p>
<p>Elde edilen toz ve reçineden haplar, merhemler yapılabilir veya tütün içine karıştırılıp içilebilir.</p>
</div>
</div>
<div>
<div>
<p>5</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div title="Page 6">
<div>
<div><img src="file:///page6image496" alt="page6image496" width="512.490000" height="393.600000" /></div>
<div>
<div>
<p>*Resimde esrara verilen isimler görülmektedir. İsimlerin çeşitliliği kullanımın yaygınlığı hakkında fikir edinmemize yardımcı olabilir.</p>
<p>B</p>
<p>İnsanlar tarih öncesi çağlarda çevrelerinde bulunan bitkilerin ruhsal durum üzerine etkili olduğunu anlamaya başlamışlardı. Sanıldığına göre bu tür maddelerin insan ve toplum hayatına ilk girişi ilkel dinlerdeki ayinlerle başlar. Bu toplumlarda hekimlik, tedavi, büyü-sihir arasında fark yoktu. Hasatlık da doğaüstü güçlere bağlandığı için, bu maddelerden tedavi amacıyla faydalanılmıştı.</p>
<p>M.Ö.4000 yıllarında Sümerlilerin haşhaş ve kenevir yetiştirdiklerine ve bu maddeleri tedavide kullandıklarına dair kanıtlar vardır. Kazılarda afyon tarımını anlatan kabartmalar bulunmuştur. Yine buna yakın zamana ait, İsviçre’deki kazılarda afyon kapsüllerine rastlanmıştır ancak bu türlerin alkoloid üretmeyen türlere ait olduğu sanılmaktadır. Kabul gören düşünce afyonun çıkış yerinin batı Anadolu olduğu yönündedir ve en az beş bin yıldır üretilip kullanılmaktadır.</p>
</div>
</div>
<div>
<div>
<p>6</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div title="Page 7">
<div>
<div>
<div>
<p>“o sırada Zeus Helen’e bir şeyler tasarladı bir ilaç attı ki şaraba,<br />
yası, öfkeyi dindiren bir ilaçtı.<br />
katıldığı sağraktan şarap içen</p>
<p>gözyaşı dökmezdi bütün gün<br />
gnası, babası ölmüş olsa bile<br />
ya kardaşını ya sevgili oğlunu gözünün önünde tunçla kesseler gözleriyle görse nasıl can verdiklerini bir damla göz yaşı dökmezdi gene de”</p>
<p>Homeros (M.Ö.830–750)</p>
<p>Homeros, Odysseia’nın dördüncü bölümünde anlatmakta ve ilacın Mısır’dan geldiğini belirtmektedir.</p>
<p>M.Ö. 9.yüzyılda Mısır’daki Karnak Tapınakları, hekimliğin gizemli bir sanat haline geldiği yerlerdir. Tapınaklarda afyon çok önemli bir araç olmuştur. Bir rahibin mezar taşında şu dizeler yazılmıştır:</p>
<p>“gecenin ve ölümün kapısındaki çiçek; acıyı giderirsin sen, ve de bilinci düşleri sunarsın onun yerine<br />
uykuyu ve ölümü”</p>
<p>Bilinen en eski farmakoloji kitabı sayılan Ebers Papirüsünde şu tarif yazmaktadır:</p>
<p>“haşhaş ile bitkisinin tohumları duvardaki sinek pislikleriyle karıştırıla, iyice hamur edile, süzüle ve dört gün ardarda verile”</p>
<p>Diyerek çocukların huysuzluk ve ağlamalarına birebir olan ilaç tarif edilmiştir. Antik çağda afyonla ilgili başka bir söylence de şöyledir:</p>
<p>“Yeryüzünün ve bereketin tanrısı Demeter’in kızı çayırda arkadaşlarıyla oynarken birden bire yer yarılır. Cehennemin tanrısı Hades onu tutup yer altına kaçırır. Demeter şaşkın ve çaresiz Olympos’dan iner ve her yerde kızını aramaya başlar. Sonunda Mekone’ye varır. Orada kırmızı, beyaz çiçekler görür. Çiçeklerin kapsülünden çıkan özsu acıdır, tıpkı Demeter’in içindeki evlat acısı gibi. Bu öz suyu içer içmez her şeyi unutur. Büyük bir aldırmazlık içindedir artık. O unutunca birdenbire yeryüzünü kış kaplar. Bitkiler ürün vermez olurlar. Bunun üzerine tanrılar toplanıp; Demeter’in kızının yılın üçte ikisini yer yüzünde, üçte birini de yeraltında, Hades’in yanında geçirmesine karar verirler. Böylece mevsimler oluşur.”</p>
</div>
</div>
<div>
<div>
<p>7</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div title="Page 8">
<div>
<div>
<div>
<p>Mitolojide afyonun özgün bir tanrısal kişiliği de vardır. Mekos adında güzel bir genç haşhaşın simgesidir. Bir lahitte Mekos ölüm tanrısı Thantos ile birlikte görülmektedir. Bu kabartma afyonun tehlikelerine ilişkin bilgi sahibi olunduğunu düşündürmektedir.</p>
<p>Asklepionlar sayesinde afyon çağın aspirini gibi kullanılır hale geldi. Asklepiad rahipleri, başvuranların dertlerini ve iyileştirme yollarını, onların düşlerinden yola çıkarak biliyorlardı. Bu düşleri görebilmeleri için, kutsal törenler sonrasında, tapınağın kutsallığı içinde bir gece uyumak zorundaydılar. Bu uykuya dalabilmeleri için verilen içki, beş kısım şarap, üç kısım bal ve bir kısım afyondan oluşuyordu.</p>
<p>O dönemde Meloslu Diagoros bu nesnenin durmadan aranmaya yol açan baştan çıkarıcılığı bulunduğunu, gerçeklik duygusunu yok ettiğini belirtip, bütün insanları bu nesneden uzak durmalarını tavsiye eden ilk kişiydi. Öfkeyle ayaklanan halk tarafından kent kapısında parçalanarak öldürüldü.</p>
<p>Büyük İskender’in orduyla ulaştığı her yerde haşhaş yetiştirdiği İskendernameler’de yazmaktadır. Kendisinin erken ölümüne şaraplı afyon tiryakiliğinin rolü olabileceği öne sürülmektedir. Her savaştan önce korku duygusunu gideren bu nesneden, her askerin dokuz topak tayın aldığı yazmaktadır.</p>
<p>Cleopatra Sezar ve Marcus Antonius’u yalnızca güzelliğiyle değil; “Cleopatra şarabı” diye bilinen özel bir içkiyle mest ettiği anlaşılıyor. Bu içkide afrodizyak etkili boru çiçeğinden başka yüzde otuz kadar afyon bulunmaktaydı.</p>
<p>Yunan ve roma uygarlığı zehirler konusunda çok bilgiliydi. Ölüm cezaları “baldıran” ile infaz edilmekteydi. Ancak önemli kişiler idam edileceğinde, baldıranın eziyetli ölümünü kolaylaştırmak için afyon da verilmekteydi. Tarihin en önemli siyasi suçlusu Sokrates M.Ö.399 yılında bu zehiri içti. Ölüm sahnesinde hiç ağrı ve acı sahnesi görülmediği, tam tersine bir kayıtsızlığın ve rahatlığın egemen olduğu yazılmaktadır.</p>
<p>M.Ö. 1.yüzyılda Pontos egemeni olan Mihridates zehir ve panzehirle uğraşmaktaydı. Kobay görevi gören binlerce köleden başka, bazen konuklarını da habersizce bu deneylerde kullanıyordu. Sonunda panzehiri buldu, içinde elliden fazla madde içeriyordu. Buna “Theirak” adını verdi. Tiryaki kelimesi buradan gelmektedir.</p>
<p>İmparator Neron’un hekimi Andromachus, klasik Theirak’ı biraz basitleştirdi ve afyon oranını yüzde otuza çıkardı ve “Theirak Andromachi” adını verdi. Neron bu ilaçtan günde çeyrek litre kadar içiyordu.</p>
<p>Galen Theiraktaki afyon oranını yüzde kırka çıkardı ve tarihteki en güçlü ağrı kesiciyi buldu. Kendisi de bu ilacın tutkunuydu.</p>
<p>Theirak doğu ve batı tıbbında yüzyıllarca kullanılmış olan bir devadır. Hipokrat da afyonun tedavi edici olduğunu ancak dikkatli kullanılması gerektiğini belirtmiştir.</p>
<p>İzmir’li Thedotos 750 yılında şu sözleri söylemiştir:</p>
</div>
</div>
<div>
<div>
<p>8</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div title="Page 9">
<div>
<div>
<div>
<p>“Yalnızca sefiller, serseriler ve hukuku olmayanlar afyona bağlanırlar. Onlar kendi aşağılık durumlarına karşı ilaç ararlar. Ama şerefli ve saygın vatandaşlar için, yalnız hastalık durumlarında kullanılan bir ilaçtır.”</p>
<p>Bu sözler afyonun keyif verici madde olarak da yaygın kullanıldığını göstermektedir.</p>
<p>Orta çağda afyon ekim alanları Müslümanların eline geçmişti. Afyon kullanmak Müslümanları zengin edeceğinden afyon lanetlendi.</p>
<p>Orta çağ Avrupası sağlık ve şifayı dua etmekte, perhizde, kutsal yerleri ziyaret etmekte arıyordu. Antik tıp kilisenin baskısından kaçıp yeraltına indi. Afyon da büyücülerin başlıca ilacı oldu. O yıllarda afyona verilen adlardan bazıları: “İzmir macunu, ejderha kanı, uyku yağı, şeytan boku, cadı merhemi” dır. Günümüzde bazı falcı ve büyücüler arasında “şeytan boku” adıyla kötü kalite afyon topakları kullanılmaktadır. O yıllarda büyücülükle uğraşanlar yakılıyordu. Bu davalar sonucunda Almanya’da 17 bin kişi yakılmıştı.</p>
<p>Aydınlanma çağında afyonu tedaviye sokan Paracelcus’tur. Afyon, banotu, şarap, ardıç tohumu ve karanfilden yaptığı ilacın formülünü ölünceye dek sakladı. “Laudanum” adını verdiği ilacı şarlatanca tanıttı ve kısa sürede Avrupa’nın en ünlü ilacı haline geldi.</p>
<p>Sydenham, laudanum kullanımına bağlı ölümleri banotuna bağlayarak yeniden formüle etti ve “Laudanum Sydenhamii” geliştirdi.</p>
<p>Sydenham afyonun yoksunluğa yol açtığını fark etti. Ama bunu farklı yorumladı. Kendi sözleriyle şöyle demiştir:</p>
<p>“Sağlığıma hiç zararı dokunmaksızın günde 20 gr kadar alabiliyorum. Çünkü bu ilacı her gün düzenli olarak almaktayım. İlacın mükemmel şifa niteliğini, ilacı kesenlerin hemen hasta olmalarından anlamak mümkündür.”</p>
<p>C</p>
</div>
</div>
<div><img src="file:///page9image12936" alt="page9image12936" width="396.000000" height="174.000000" /></div>
<div>
<div>
<p>9</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div title="Page 10">
<div>
<div>
<div>
<p>Afyon Savaşları</p>
</div>
</div>
<div>
<div>
<p>Çin ve Hindistan’da afyonun öyküsü, bu maddenin sömürgecilikte kullanılmasına iyi bir örnek oluşturur. Çin’de afyonun 200 yıllık öyküsü, afyonun toplumları yok edebileceğine dair örnek oluşturmaktadır.</p>
</div>
</div>
<div><img src="file:///page10image2616" alt="page10image2616" width="511.200000" height="349.440000" /></div>
<div>
<div>
<p>Çin’de 7.yüzyıldan beri ilaç olarak bilinen afyon 17.yüzyılda tütün içilmesinin yaygınlaşmasıyla yeni bir boyut kazandı. 18.yüzyıl başlarında Portekizliler Hindistan’da yetişen afyonu Çin’e götürüp satmaya başladılar. Çin imparatoru tehlikeyi sezdi ve 1729’da afyon satışı ve içimini yasakladı. Hindistan’da egemenliğini kuran İngilizler bu ticaretin önemini kavradılar. “Doğu Hindistan Kumpanyası” adlı şirket bu ticaret hakkını satın aldı.</p>
</div>
</div>
<div>
<div>
<p>10</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div title="Page 11">
<div>
<div><img src="file:///page11image488" alt="page11image488" width="505.920000" height="388.560000" /></div>
<div>
<div>
<div>
<p>11</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div title="Page 12">
<div>
<div><img src="file:///page12image504" alt="page12image504" width="258.960000" height="277.440000" /></div>
<div><img src="file:///page12image784" alt="page12image784" width="323.040000" height="258.720000" /></div>
<div>
<div>
<div>
<p>Hong Kong Kanton ve Yunnan ketleri bu ticaretin merkezi haline geldi. Kumpanya afyonu Çin’li korsan ve kaçakçılara satıyordu. Çinlilerin aldıkları önlemler yeterli olmuyordu. 1840 yılında Çin polisi Kumpanyanın Kanton’daki depolarında ele geçirdiği yirmi bin sandık afyonu imha etti. Bu miktar Çin’in altı aylık tüketimine eşitti.</p>
</div>
</div>
</div>
<div>
<div>
<p>12</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div title="Page 13">
<div>
<div><img src="file:///page13image504" alt="page13image504" width="300.240000" height="203.280000" /></div>
<div><img src="file:///page13image784" alt="page13image784" width="288.240000" height="170.400000" /></div>
<div>
<div>
<p>1841 yılında İngilizler Kanton’a saldırdı ve 1.Afyon savaş başlamış oldu. Üç yıl sonra imzalanan anlaşmanın maddeleri çok ağırdı. Çin adeta afyona teslim olmuştu. Bu anlaşmayla:</p>
<ul>
<li>Hong Kong İngiltere’ye verildi.</li>
<li>Beş liman İngiliz ticaretine açıldı.</li>
<li>Çin 21 milyon dolar tazminat ödeyecekti.
<p>Birkaç yıl sonra diğer ülkeler de bu imtiyazları aldılar.</p>
<p>Bu savaştan sonra Çin’de gittikçe yoğunlaşan yabancı düşmanlığı başladı. Bu düşmanlık 1900 yılında halk ayaklanması ve Pekin diplomat mahallesindeki 66 diplomatın öldürülmesine neden olacaktı.</p>
<p>1856 da polis bir Çinli’ye ait fakat İngiliz bandırası taşıyan bir gemiye el koydu ve 2.Afyon Savaşı başladı. Savaşa Fransızlar da katıldı. Dört yıl sonra Pekin’in işgaline kadar sürdü. İngiliz ve Fransızlar ek imtiyazlar aldılar.</p>
<p>Hindistan’da üretilen afyonun %75’i Çin’de tüketiliyordu. Hong Kong afyon limanı haline gelmişti. Afyon ”Divan” denilen dükkanlarda satılıyor ve kullanılıyordu. İç bölgeler Çinli kaçakçılar götürüyordu. Bazı bölgelerde erkek nüfusun %70’i afyon</li>
</ul>
</div>
</div>
<div>
<div>
<p>13</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div title="Page 14">
<div>
<div>
<div>
<p>kullanıyordu. Talebin artmasıyla Çin’de afyon ekimi yaygınlaştı ancak kalitesi düşük olduğundan Hint afyonuyla karıştırılıyordu. Tarım arazilerine afyon ekilmesiyle bazı bölgelerde açlık tehlikesi başladığı yazılmıştır.</p>
<p>Çin’e yapılan ticaret ve afyon nedeniyle 200–500 milyon kadar insanın öldüğü tahmin edilmektedir. Hong Kong tarihe afyon devleti olarak geçmiştir. Bu gün faaliyette olan birçok dev şirketin sermayesi afyon ticaretiyle kazanılmıştır.</p>
</div>
</div>
<div><img src="file:///page14image3744" alt="page14image3744" width="260.160000" height="291.120000" /></div>
<div><img src="file:///page14image4024" alt="page14image4024" width="301.200000" height="284.160000" /></div>
<div>
<div>
<p>14</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div title="Page 15">
<div>
<div>
<div>
<p>1949’da Mao’nun Çin Halk Cumhuriyeti’ni kurmasıyla, tarihin en başarılı uyuşturucu mücadelesi başladı. Afyon bağımlıları idam edildi. Yeni bağımlıların oluşmasını engellemek için cezalar arttırıldı.</p>
</div>
</div>
<div><img src="file:///page15image2072" alt="page15image2072" width="139.440000" height="208.560000" /></div>
<div><img src="file:///page15image2352" alt="page15image2352" width="249.120000" height="200.640000" /></div>
<div>
<div>
<p>Batı’da afyon, göç eden Çin’liler ve endüstrinin gelişmesiyle özellikle liman ve sanayi kentlerinde hızla yayıldı. Afyon galenik preparatları İngiltere’de 57, Almanya’da 200 çeşit markayla satılıyordu. En iyi müşterileri yeni oluşan emekçi sınıfı idi. Çünkü pahalı alkole para yetiştiremiyorlardı ve afyon tok tutuyordu. İşçiler kendileri işe gidince bebekleri sakin dursun diye afyon yutturuyorlardı. Bazı markaların reklamlarında bebek bakıcısından kurtardığı yazılıydı. Bu durumu İngiltere’deki bir alman şöyle anlatmaktadır:</p>
<p>“Burada yetişkin işçiler arasında afyon kullanımı her gün genişliyor. Eczanelerde en iyi satılan mal olarak görülüyor. Afyon alan bebekler küçük yaşlı insancıklara ya da daha doğrusu küçük maymunlara dönüyor.”</p>
</div>
</div>
<div><img src="file:///page15image7888" alt="page15image7888" width="131.280000" height="174.960000" /></div>
<div><img src="file:///page15image8168" alt="page15image8168" width="251.280000" height="168.480000" /></div>
<div>
<div>
<p>Birçok fabrika iş günü sonunda işçilerine afyon hapları dağıtıyordu. Çocuklara hapların yarısı öneriliyordu. Ancak bu dozla bile birçok bebek bir daha uyanmamak</p>
</div>
</div>
<div>
<div>
<p>15</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div title="Page 16">
<div>
<div>
<div>
<p>üzere uyuyordu. Bu nedenle 1825’te daha düşük oranda afyon içeren Hoffman damlaları üretildi. 1925’e kadar her evin baş ilacı olarak dolaplarda bulunmaktaydı.</p>
<p>1843’de İngiltere’nin bir sanayi bölgesinde yapılan incelemeye göre: 2500 ailenin 1600’ü düzenli olarak afyon kullanıyordu. Çocuk ölümleri %60’ın üzerindeydi. İlacın birden kesilmesinde ise sekiz çocuktan ancak biri hayatta kalabiliyordu.</p>
<p>Afyon işçi sınıfının kullandığı bir madde idi. Asiller alkol ile yetinirler, afyon içenler aşağılanırdı.</p>
<p>1803’te eczacı olan Serturver afyonu alkoloidlerine ayırdı ve morfini buldu. Kendisi akademisyen olmadığı için morfini kabul ettirmesi güç oldu. Enjektör bulununcaya kadar morfin popüler olamadı.</p>
<p>Galen döneminden beri afyon kullananlarda “afyon açlığı” ‘dan bahsedilmekteydi. Açlık ise midede duyulan bir histi. Eğer bir madde mideye uğramadan vücuda verilirse açlık oluşturmaz, aynı zamanda bağımlılık da geçirilir diye düşünülüyordu. 20.yüzyıl başlarına bu görüş böyle devam etti. 1864 yılında eczacı Charles Gabriel Pervaz ilk enjektörü yaptı. Bu fikir, elindeki filit pompasıyla tahtakurularını ilaçlayan hizmetçisini seyrederken oluşmuştu. Bir hafta içerisinde altı afyon bağımlısı morfin ile tedavi edilmişti.</p>
<p>Morfin asıl şöhretine 1870 yılında Prusya-Fransa savaşında ulaştı. Yaralılar dışında, savaş morallerini yükseltmek amacıyla sağlam askerlere de verilmişti. Savaş sırasında 3–6 ton kadar morfin üretilmiştir. Amerikan iç savaşında da morfin benzer biçimde kullanılmıştır.</p>
<p>1874 yılında Dr.Lohr “garip bir morfin açlığı” ve üç yıl sonra Dr.Fridler “düzenli morfin kullanmakta olan beş olgu” ‘yu yayınladı. Ama bu olgular alkolizmde olduğu gibi karakter zayıflığına bağlı istisna olgular olarak yorumlandı. 1879’da Dr.Levinstain 110 bağımlılık olgusu yayınladı. Hayvan deneyleriyle bu savını destekledi. Ama tıp 1900’e kadar morfinin bağımlılık yaptığını kabul etmedi. 1901’de Alman parlamentosu morfinin sadece eczanelerde satılmasında karar verdi. Yasaklanmamasının en önemli neden yürürlükte olan morfin vergisiydi. Morfin kullanıcıları orta ve üst sınıftan insanlardı. Hanımlar haftanın belli günleri toplanıp morfin iğneleri alıyordu. Gözde mücevher firmaları, şık kutular içinde, altın kaplama şırıngalar satıyordu.</p>
<p>1874’de İngiliz Wright morfine alternatif ilaç geliştirmeye çalışırken eroinin buldu. Ancak yeni ilaç morfin ile aynı özellikleri gösterince bir tarafta bıraktı. 1897’de Dresser Bayer laboratuarlarında aspirin üzerine çalışırken eroin bulundu. Bu madde ile morfin bağımlıları daha ilk iğneden itibaren tedavi ediliyordu. Ayrıca morfinden daha etkiliydi. Kısa zamanda dünyada en gözde ilaç oldu. Hatta reklama ihtiyacı olmadığından tanıtımından vazgeçildi. 1996 yılında sadece İngiltere’de ilaç olarak kullanılmaktadır.</p>
</div>
</div>
<div>
<div>
<p>16</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div title="Page 17">
<div>
<div><img src="file:///page17image512" alt="page17image512" width="162.000000" height="231.600000" /></div>
<div><img src="file:///page17image792" alt="page17image792" width="231.120000" height="176.160000" /></div>
<div><img src="file:///page17image1072" alt="page17image1072" width="163.200000" height="238.560000" /></div>
<div>
<div>
<div>
<p>Elde edilen bütün afyon alkoloidleri ve sentetik türevleri, eroin ve morfinde olduğu gibi bağımlılık yapmadığı, aksine bağımlılığı tedavi ettiği iddiasıyla pazarlandı.</p>
<p>İlaç endüstrisi1940’larda Barbitüratları, 1960’larda Mebromatı’ 1970’lerde Benzodiyazepinleri 1980’lerde ise Prozac’ı aynı yöntemlerle pazarlayacaktı.</p>
</div>
</div>
</div>
<div>
<div>
<p>17</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div title="Page 18">
<div>
<div><img src="file:///page18image512" alt="page18image512" width="99.840000" height="235.200000" /></div>
<div><img src="file:///page18image792" alt="page18image792" width="171.120000" height="228.000000" /></div>
<div><img src="file:///page18image1072" alt="page18image1072" width="135.120000" height="167.280000" /></div>
<div>
<div>
<p>Esrar</p>
<p>*4</p>
<p>Esrarın anavatanı doğudur. Doğu mitolojisinde kutsal bir bitki olarak geçmektedir.</p>
<p>M.Ö. 2737’de şifalı bitkilerin tanıtıldığı bir yazılı kayıtta; “Fakir insanın gökyüzü, günahlardan kurtaran, ilahi yol gösterici, hüzün ve elemleri dindirici” olarak tanımlanmıştır.</p>
<p>M.Ö. 6.yüzyılda İskit Türkleri, Sümerler ve Asurlular bu maddeyi kullanmışlardı.</p>
<p>Antik çağda Dioskoridis ve Galen bitkinin tedavi edici özelliğini kullanmışlardı.</p>
<p>Esrarın dünyaya tanıtılması 13.yüzyılda Marco Polo’nun Uzakdoğu gezisinden sonra olmuştur.</p>
<p>Napolyon 1799’da Mısır’a vardığında askerlerinin esrar kullandığını görmüş ve yasaklamıştır. Askerler Fransa’ya döndüğünde esrar Avrupa’ya girmiş oldu. Ama esrar asıl şöhretini 1840’da kazanmaya başladı. Bir gurup ressam, şair ve tiyatro oyuncusu ve yazar, bir otelde toplanıp esrar ve afyon kullanmaya başladılar. Birçok sanat akımına öncülük eden bu sanatçılar, yazdıklarıyla esrarı tüm dünyaya tanıttılar. Birçoğu da bu maddelerin bağımlısı oldu.</p>
<p>*19</p>
<p>Doğuda esrar tarih öncesi dönemden beri kullanılmaktaydı. 13.yüzyıl seyyahları tarafından Hindistan’da Hint fakirleri ve dervişler tarafından kullanıldığı yazılmıştır.</p>
</div>
</div>
<div>
<div>
<p>18</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div title="Page 19">
<div>
<div>
<div>
<p>*20</p>
</div>
</div>
<div>
<div>
<p>12.yüzyılda Mısır’da fakir halk tarafından çok yaygın kullanıldığı yazılmıştır. Bu alışkanlık ağır cezalarla önlenmek istenmiş ancak başarılı olunamamıştır. Kullanımı giderek her kesime yayılmıştır.</p>
<p>19.yüzyılda Mısır’a giden bir seyyah; akıl hastanelerine girenlerin yüzde otuzunda esrar alışkanlığı olduğunu yazmıştır.1884’de kenevir ekimi yasaklanmış, ”Mahassa” denen esrar kahvehaneleri kapatılmıştır.</p>
<p>*21</p>
<p>Uygulamalarında esrar ve madde kullanmaları nedeniyle Haşişin devletini anlatmak istiyorum.</p>
<p>Haşişin devleti 1091–1276 yılları arasında, İran’ın kuzeyindeki dağlık kesimde, Alamut kalesi’nde egemenliğini sürdürmüştü. Devletin kurucusu Hasan Sabbah, Ömer Hayyam ve Selçuklu veziri Nizam-ül Mülk ile beraber okumuşlardı.</p>
<p>Bu devlet düşmanlarına yaptığı suikastlarla tanınmış, “terör devleti” olarak anılmıştır. Suikastı gerçekleştirecek olan fedailer esrar ve maddelerle sarhoş edilir, vaat edilen cennetin bahçesine benzer bir bahçeye götürülürdü. Orada güzel kızlar fedaiyi karşılar, işleyecekleri cinayet telkin edilirdi. Fedailer Selçuklu veziri Nizam-ül Mülk’ü öldürdüler, Selahattin-i Eyyubi’ye iki kere suikast girişiminde bulundular.</p>
<p>Hasan Sabbah günümüzde anarşistler tarafından tanrı gibi görülmektedir.</p>
</div>
</div>
<div><img src="file:///page19image9400" alt="page19image9400" width="228.720000" height="301.680000" /></div>
<div>
<div>
<p>19</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div title="Page 20">
<div>
<div>
<div>
<p>Türklerde esrar ve afyon kullanımı</p>
<p>Emevi ve Abbasi egemenlikleri sırasında Araplar “kath” kullanıyordu. Ancak afyonun kitleleri uyuşturucu etkisini keşfetmişlerdi. Bu nedenle Türkler ve İranlıların afyon tarımı yapmasını ve kullanmasını teşvik etmişlerdi. Türkler tarihinde sadece o dönemde yoğun olarak afyon kullanmışlardı.</p>
<p>Galen’den etkilenen İbni Sina tedavilerinde afyon ve esrarı kullanmıştı. Hatta şaraba afyon karıştırıp içtiği, bu tutku sonucu öldüğü söylenmektedir. Sonrasında gelen Türk ve Müslüman hekimler esrarı tedavilerinde kullanmışlardır. Geleneksel tedavilerde de bu maddeler kullanılmıştı. Hatta “mesir macunu”nun içinde eskiden afyon olduğu bilinmektedir.</p>
</div>
</div>
<div>
<div>
<p>20</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div title="Page 21">
<div>
<div><img src="file:///page21image496" alt="page21image496" width="255.120000" height="348.480000" /></div>
<div><img src="file:///page21image776" alt="page21image776" width="250.080000" height="349.920000" /></div>
<div>
<div>
<div>
<p>21</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div title="Page 22">
<div>
<div>
<div>
<p>Osmanlı hükümdarlarıyla ilgili ilginç birkaç öykü:</p>
</div>
</div>
<div>
<div>
<p>Yavuz Selim şarap ve afyon düşkünü babasını tahttan indirip yerine geçti. Anadolu’daki Şii-Sünni çatışmalarını kızıştıran Şah İsmail’e bir mektup yazdı. Mektuba cevaben içi afyon dolu bir kutu geldi. Şah İsmail padişahın afyonkeş olduğunu, mektubu kale almadığını ima ediyordu. Bunun üzerine doğuya sefer düzenlendi.</p>
<p>Sadrazamının afyon kullandığını duyan 2.Murat, sadrazamını çağırıp uzun süre huzurunda bekletti. Yoksunluk belirtilerini göremeyince sadrazamına olan güvenini bildirmiştir. Olasılıkla padişah da afyon kullanmıştı ve yoksunluğunu biliyordu.</p>
<p>4.Murat, Yeniçeri isyanlarının afyon, şarap ve esrar kullanılan yerlerden çıktığını bildiğinden bu maddeler savaş açtı. Padişah Bağdat seferine giderken hekimbaşı Emin Çelebi’nin afyon kullandığını işitti. Hemen huzura çağırdı. Oysa hekimbaşı afyon içip sızmıştı. Kuşağındaki afyonun hepsi yutturuldu ve birkaç saat içerisinde öldü.</p>
<p>Evliya Çelebi 17.yüzyılda afyon ve esrar üreten dükkanları, satan esnafları, keşlerin görünümünü anlatmaktadır.</p>
<p>Osmanlı döneminde esrar yaygın olarak kullanılmıştı. Yasaklandığı dönemlerde bile hiçbir zaman 4.Murat dönemindeki gibi ağır cezalar uygulanmadı. Divan edebiyatında şaraba olduğu kadar esrara da övgüler düzenlenmişti. Şarapçı ve esrarcılar arasında atışmalar da görülmektedir.</p>
<p>İstanbul’da esrar “esrar tekkeleri”nde kullanılırdı. Tekkeler yasak olmasına rağmen oldukça yaygındı. “Kabak” denen, Hindistan cevizinden yapılan nargilelerde</p>
</div>
</div>
<div><img src="file:///page22image11272" alt="page22image11272" width="221.040000" height="279.600000" /></div>
<div><img src="file:///page22image11552" alt="page22image11552" width="222.000000" height="279.600000" /></div>
<div>
<div>
<p>22</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div title="Page 23">
<div>
<div>
<div>
<p>içilirdi. Kabak en az üç kişi tarafından içilirdi. Ücretin fazlasını ödeyene nargile sahibi, diğerlerine ”aşereci” denirdi. İlk çekim şerefi nargile sahibinindi. Sonra aşereciler, daha sonra diğer ehli-keyf çekerdi. Bu tekkelerdeki kullanım biçimi İskitlerin dinsel törenlerdeki kullanımını andırmaktadır. Bazı Bektaşi ve Nakşibendi tekkelerinde de benzer biçimde esrar kullanılmıştır.</p>
<p>1.Meşrutiyetin ilanıyla cezalar arttırılmış, bazı esrarkeşler afyon yutmaya başlamıştır. 2.Abdülhamit döneminde zindanlardaki suçluların esrar kullanımına göz yumulduğu yazılmıştır. Hatta zindanlara esrarın bilinçli sokulduğu, böylece suçluların uyuşturulduğu belirtilmiştir.</p>
<p>20.yüzyıl</p>
<p>Avrupa’daki gelişmeler Amerika’ya da yansımış, madde kullanımı yaygınlaşmıştı. Amerika uyuşturucu kullanımının engellenmesine her zaman önderlik etmişti; çünkü her zaman tüketici konumundaydı. 1902’de ABD de afyon araştırma Komisyonu kuruldu.</p>
<p>1909’da ABD’nin girişimiyle Şanghay’da ilk afyon konferansı toplandı. Alınan kararda afyon ticaretine ve tıp dışı kullanımına sınırlamalar getirildi.</p>
<p>1912’de Lahey’de ikinci konferans toplandı. Eroin, morfin, kokain ve hint keneviri uyuşturucu sınıfına alındı. Eroin ve morfin üretiminde ilk sırayı alan Almanya, anlaşmayı büyük savaştan iki yıl sonra onayladı.</p>
<p>1925’de Cenevre konferansı toplandı ama hiçbir karar alınamadı.</p>
</div>
</div>
<div><img src="file:///page23image9872" alt="page23image9872" width="335.280000" height="268.560000" /></div>
<div>
<div>
<p>23</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div title="Page 24">
<div>
<div>
<div>
<p>1931’de Türkiye’nin de katıldığı 2.Cenevre konferansı toplandı. DSÖ ve BM bünyesinde denetim organları kuruldu. Bu kuruluşlar sayesinde yasal üretimin yasadışı satışı engellendi ve yeraltı kendi üretimini yapmaya başladı.</p>
<p>Emperyalizme karşı savaşarak kurulan Türkiye Cumhuriyeti afyon ve esrar kullanımını önemli oranda azaltmıştı. 1932’de Milletler Cemiyeti’ne girdi ve “uyuşturucu maddeler inhisarı” kuruldu. Afyon üretim ve satışı bu kuruluşun denetimine verildi. 1938’de bir tekel olan TMO’na devredildi. Buna rağmen üretilen afyonun üçte biri kaçak yolardan gidiyordu. TCK’de yapılan değişikliklerle kaçakçılığa verilen cezalar arttırıldı.</p>
<p>Cumhuriyetin ilk yıllarında İstanbul’da yabancı sermayeli üç tane eroin fabrikası kurulmuştu. Tütüncü ve eczanelerde satışı başlamış, kullanımı hızla yayılmıştı. İlk bağımlılar ise ortamdaki havayı soluyan işçiler olmuştur. Zaralı etkilerinin anlaşılmasıyla kısa sürede kapatıldılar. O dönemlerde morfin kullanımı, günümüzde olduğu gibi sadece sağlık çalışanlarıyla sınırlı kalmıştır.</p>
<p>Esrar ve daha aza olmak üzere afyon gizlice kullanılmaya devam etti. Ancak Osmanlı dönemindeki kadar yaygın değildi.</p>
</div>
</div>
<div>
<div>
<p>24</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div title="Page 25">
<div>
<div><img src="file:///page25image488" alt="page25image488" width="296.640000" height="408.720000" /></div>
<div>
<div>
<div>
<p>25</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div title="Page 26">
<div>
<div><img src="file:///page26image488" alt="page26image488" width="282.240000" height="405.600000" /></div>
<div>
<div>
<div>
<p>26</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div title="Page 27">
<div>
<div><img src="file:///page27image496" alt="page27image496" width="250.560000" height="342.000000" /></div>
<div>
<div>
<p>1960’larda ortaya çıkan gençlik akımları yeni uyuşturucu kültür ve altkültürleri oluşmasına neden oldu. Tüm dünyada madde kullanımı ve çeşitliliği arttı.</p>
<p>Türkiye’deki gençlik hareketi daha çok sol söylemleri kullandığından ve dışa kapalı politika izlendiğinden dolayı madde kullanımı batıdaki kadar artmadı. Uyuşturucu emekçi sınıfı köleleştirdiği için yüzyılın başından beri sol söylemlerde lanetlenmişti.</p>
<p>Bu yıllarda artan talep nedeniyle kaçakçılık da artmıştı. Türkiye’den giden ham afyon Marsilya’da işleniyordu. Amerika’da satılan eroinin önemli bir kısmı bu yoldan geçiyordu. Bu nedenle ekimin yasaklanması için baskılar artıyordu. Ekim alanları daraltıldı. 1970 yılında sadece dört ilde yasal ekim yapılıyordu. Demirel’in “Bizde üretilen afyon Amerikan gençliğine bir hafta yeter” sözü yeterli olmuyordu. Amerikan politika kulislerinde Batı Anadolulun bombalanması, hatta Afyonkarahisar’a atom bombası atılması konuşuluyordu. 1971 Muhtırasından sonra afyon ekimi yasaklandı. Muhtıranın ABD isteğiyle ve afyon ekiminin yasaklanması için yapıldığı iddia edilmektedir.</p>
<p>Üç yıl sonrasında yeni yöntemlerle afyon ekimi tarımı yeniden başladı. En önemlisi ham afyon sakızı üretiminin yasaklanmasıydı. Afyon sakızı kolay taşınabildiğinden kaçakçılığa uygun bir maddedir. TMO’nun satın aldığı kapsüller sıkıştırılarak ihraç ediliyordu. 1980 yılında Bolvadin Alkoloid Fabrikası açıldı ve kapsülden alkoloid üretimine başlandı.</p>
</div>
</div>
<div>
<div>
<p>27</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div title="Page 28">
<div>
<div><img src="file:///page28image504" alt="page28image504" width="376.800000" height="237.120000" /></div>
<div>
<div>
<p>Günümüzde illegal afyon üretiminin büyük bölümü güneydoğu asyada yapılmaktadır. Burma, Laos ve Tayland altın üçgen olarak bilinir. Üretim bu ülkelerin dağlık kesimlerinde, büyük kaçakçı örgütlerin desteğiyle yapılmaktadır. Burma’daki bir örgütün elindeki silah ve askerler hükümetinkine eşitti. Egemen olduğu bölgede su, elektrik gibi altyapı hizmetlerini örgüt yürütüyordu.</p>
<p>Altın hilal diye bilinen ülkeler Afganistan, Pakistan ve İran’dır. İslam devrimi sonrasında uyguladığı cezalar ile İran afyon üretim ve kullanımını yok denecek kadar azaltmıştır.</p>
</div>
</div>
<div><img src="file:///page28image4832" alt="page28image4832" width="462.479900" height="269.520000" /></div>
<div>
<div>
<p>28</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div title="Page 29">
<div>
<div>
<div>
<p>İç savaş nedeniyle otoritenin zayıflaması nedeniyle Afganistan bölgenin en çok afyon üreten bölgesidir. İç savaşın en önemli sermayesi afyon gelirleridir.</p>
<p>Dünyada yasa dışı uyuşturucu kaçakçılığı gelirlerinin yıllık 800 milyar USD olduğu tahmin edilmektedir. Ülkemiz de transit rotası üzerindedir. PKK ve mafya nedeniyle 1980 sonrası rota iyi işlemiştir. Türk mafyasının yıllık gelirlerinin 40 milyar USD olduğu tahmin edilmektedir. Yöneticilerin kara paranın aklanması konusunda neden yavaş davrandığını bu rakamlar iyi açıklamaktadır.</p>
<p>Güney Amerika’da uyuşturucu tarfiği görülüyor</p>
</div>
</div>
<div><img src="file:///page29image4816" alt="page29image4816" width="237.120000" height="304.560000" /></div>
<div>
<div>
<p>29</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div title="Page 30">
<div>
<div><img src="file:///page30image496" alt="page30image496" width="373.920000" height="249.600000" /></div>
<div><img src="file:///page30image776" alt="page30image776" width="376.800000" height="237.120000" /></div>
<div>
<div>
<div>
<p>30</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div title="Page 31">
<div>
<div><img src="file:///page31image496" alt="page31image496" width="373.200000" height="221.520000" /></div>
<div>
<div>
<p>Eroin trafiği rotalarını görüyoruz.</p>
<p>Esrarı legalleştirme çabasında birçok topluluk mevcuttur. Halen Hollanda’da legal olarak kullanılabilmektedir.</p>
</div>
</div>
<div>
<div>
<p>31</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div title="Page 32">
<div>
<div><img src="file:///page32image488" alt="page32image488" width="480.000000" height="360.000000" /></div>
<div>
<div>
<div>
<p>32</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div title="Page 33">
<div>
<div><img src="file:///page33image488" alt="page33image488" width="222.000000" height="360.000000" /></div>
<div>
<div>
<div>
<p>33</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div title="Page 34">
<div>
<div><img src="file:///page34image504" alt="page34image504" width="233.040000" height="349.920000" /></div>
<div><img src="file:///page34image784" alt="page34image784" width="183.840000" height="183.840000" /></div>
<div><img src="file:///page34image1064" alt="page34image1064" width="215.280000" height="130.560000" /></div>
<div>
<div>
<div>
<p>34</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div title="Page 35">
<div>
<div><img src="file:///page35image496" alt="page35image496" width="228.000000" height="229.920000" /></div>
<div><img src="file:///page35image776" alt="page35image776" width="227.280000" height="224.160000" /></div>
<div>
<div>
<div>
<p>35</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div title="Page 36">
<div>
<div><img src="file:///page36image504" alt="page36image504" width="455.280000" height="341.520000" /></div>
<div><img src="file:///page36image784" alt="page36image784" width="233.040000" height="349.920000" /></div>
<div><img src="file:///page36image1064" alt="page36image1064" width="210.000000" height="280.080000" /></div>
<div>
<div>
<div>
<p>36</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div title="Page 37">
<div>
<div><img src="file:///page37image504" alt="page37image504" width="418.560000" height="266.880000" /></div>
<div><img src="file:///page37image784" alt="page37image784" width="415.920000" height="276.720000" /></div>
<div>
<div>
<div>
<p>Kaynaklar:</p>
</div>
</div>
</div>
<div>
<div>
<p>37</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.denizlipsikiyatri.org/2012/03/06/uyusturucu-madde-kullaniminin-tarihsel-gelisimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Erken Boşalma Tedavisi ( Cinsel Terapi ) Denizli &#8216; de</title>
		<link>http://www.denizlipsikiyatri.org/2012/03/04/erken-bosalma-tedavisi-denizli-de/</link>
		<comments>http://www.denizlipsikiyatri.org/2012/03/04/erken-bosalma-tedavisi-denizli-de/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 04 Mar 2012 10:38:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ahmet</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.denizlipsikiyatri.org/?p=122</guid>
		<description><![CDATA[&#160; 17 Subat 2012 &#160; Bilgilendirme amaçlı metindir. &#160; Değerli Meslektaşım, Önceki iletimde Vaginismusu olan hasta/danışanlara hizmet vermeye başladığımı bildirmiş idim. Bu iletim ile Erken Boşalma sorunu olan hastalara hizmet vermeye başladığımı bildirmek istedim. Erken boşalma (Prematur Ejekulasyon) Cinsel İşlev &#8230; <a href="http://www.denizlipsikiyatri.org/2012/03/04/erken-bosalma-tedavisi-denizli-de/">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.denizlipsikiyatri.org/wp-content/uploads/2012/03/bulten2.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-123" title="Erken Boşalma Tedavisi denizli" src="http://www.denizlipsikiyatri.org/wp-content/uploads/2012/03/bulten2.jpg" alt="" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>17 Subat 2012</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bilgilendirme amaçlı metindir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Değerli Meslektaşım,</p>
<p>Önceki iletimde Vaginismusu olan hasta/danışanlara hizmet vermeye başladığımı bildirmiş idim. Bu iletim ile Erken Boşalma sorunu olan hastalara hizmet vermeye başladığımı bildirmek istedim.</p>
<p>Erken boşalma (Prematur Ejekulasyon) Cinsel İşlev bozuklukları (C.İ.B.) arasında erkekte en sık karşılaşılan sorundur. Ülkemizde her 10 erkekten 7‘sinde erken boşalma olduğu bilinmektedir. Cinsel tıp bilimi tanı açısından daha çok boşalma üzerindeki denetime önem vermektedir.</p>
<p>P.E. olan kişilerde cinsellikteki plato dönemi olmadan geri dönüşümsüz noktaya gelinmekte, kişi haz yerine mahçubiyet, değersizlik, yetersizlik, suçluluk duyguları yaşamaktadır. Kişi boşalma yaşamakta (yalancı haz) ancak orgazm olamamaktadır.</p>
<p>Erkeklerde tedavi arayışı kadınlara kıyasla daha azdır. Daha çok kulaktan dolma bilgiler, aktar, eczane veya arkadaşlardan temin edilen ilaç, karışım ve ne olduğu bilinmeyen maddeleri kullanarak sorunu çözmeye çalışmaktadırlar. Bu maddeleri kullanınca oluşan kaygı ve heyecan da korkulanın (P.E.) gerçekleşmesini sağlamaktadır. (Kendini doğrulayan kehanet)</p>
<p>Hekimler tarafından önerilen ilaçlar (Sıklıkla SSRI) ejekülasyonu geciktirmektedir. Özellikle cinselliği yeni yapılanan gençlerde boşalma üzerindeki denetimi kolaylaştırabilmektedir. Ancak bazı gençlerde ve orta-ileri yaşlarda yeterli denetim oluşmayabilmektedir. İlacın cinselliği yeniden yapılandırmaya yetmediği, plato döneminin oluşmadığı durumlarda cinsel terapi gerekmektedir.</p>
<p>Modern cinsel tıp P.E. tedavisinde boşalma üzerinde denetim kazanmaya odaklanmaktadır. Düzenli cinsel yaşantının olduğu partner ile cinselliği yeniden yapılandırma ve boşalma üzerinde denetim kurma amaçlı bilişsel yeniden yapılandırma ve davranışsal ev ödevleri yanında ilişki içindeki dinamikleri ele almaktadır.</p>
<p>Cinsel terapiler hakkında bilgi almak isteyen meslektaşlarımızı e-posta, telefon ile ararlar ise memnuniyetle bilgi verebilirim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İşlerinizde kolaylıklar diler, saygılar sunarım. Esen kalınız.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ahmet ÖZ<span id="more-122"></span><!--more--></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.denizlipsikiyatri.org/2012/03/04/erken-bosalma-tedavisi-denizli-de/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vaginismus tedavisi ( Cinsel Terapi) Denizli de</title>
		<link>http://www.denizlipsikiyatri.org/2012/03/04/vaginismus-tedavisi-denizli/</link>
		<comments>http://www.denizlipsikiyatri.org/2012/03/04/vaginismus-tedavisi-denizli/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 04 Mar 2012 10:31:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ahmet</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.denizlipsikiyatri.org/?p=118</guid>
		<description><![CDATA[Değerli meslektaşım, Denizli Devlet Hastanesi’neki görevimden ayrılıp tam gün muayenehanemde çalışmayı seçtim. Ruh Sağlığı profesyoneli olarak Ruhsal bozuklukların tanı ve tedavisi dışında, Denizli ilinde sunulmayan bazı alanlarda hizmet sunmayı planlıyorum. Cinsel İşlev bozuklukları (C.İ.B.) tedavisi ilimizin önemli bir ihtiyacıdır. Birçok &#8230; <a href="http://www.denizlipsikiyatri.org/2012/03/04/vaginismus-tedavisi-denizli/">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.denizlipsikiyatri.org/wp-content/uploads/2012/03/bulten1.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-120" title="bulten" src="http://www.denizlipsikiyatri.org/wp-content/uploads/2012/03/bulten1.jpg" alt="Bulten" width="1089" height="1575" /></a></p>
<p>Değerli meslektaşım,</p>
<p>Denizli Devlet Hastanesi’neki görevimden ayrılıp tam gün muayenehanemde çalışmayı seçtim. Ruh Sağlığı profesyoneli olarak Ruhsal bozuklukların tanı ve tedavisi dışında, Denizli ilinde sunulmayan bazı alanlarda hizmet sunmayı planlıyorum.</p>
<p>Cinsel İşlev bozuklukları (C.İ.B.) tedavisi ilimizin önemli bir ihtiyacıdır. Birçok kişi ehil olmayan kişilerce tedavi edilmeye çalışılmakta veya il dışına tedaviye gitmektedir.</p>
<p>CİSED (Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği)’nden eğitim aldım. Muayenehanemde ayrı birim oluşturdum. Böylece cinsel terapiye gelen kişileri ayrı alanda ağırlayabilmekte, testlerini yapabilmekte, materyallerin sunumunda teknolojiyi kullanabilmekteyim.</p>
<p>Vaginismus C.İ.B. arasında tüm hekimlere sık başvurulan bir bozukluktur. Korku, Kaygı nedeniyle kadında istem dışı kasılma, ağrı hissi olması nedeniyle ilişkinin gerçekleşememesi olarak tanımlanabilir. İyileşme ise bakış açısına göre:</p>
<ol>
<li>İnseminasyon (Suni dölleme) yoluyla gebe bırakma</li>
<li>Penis vagina birleşmesinin bir şekilde gerçekleşmesi (Anestezi altında)</li>
<li>Korku, kaygıyla başetme, ağrı hissinin yerini hazzın alması ve iki cinsin de zevk aldığı biçimde cinsel birleşmenin gerçekleşmesi biçiminde tanımlanabilmektedir.</li>
</ol>
<p>Biz cinselliği gebe kalabilme, penis-vagina birleşmesi değil beden ve ruhun teması, karşılıklı sunumu biçiminde algılamaktayız. Tedavimiz de bu doğrultuda ve mahremiyet sınırları dahilindedir. Vaginismus sorunu uygun biçimde aşılamaz ise cinsellik istenen biçimde yaşanamamaktadır.</p>
<p>Muayenehanemde Vaginismus sorunu olan hastaları/danışanları kabul etmeye başladım.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İşlerinizde kolaylıklar diler, saygılar sunarım. Esen kalınız.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ahmet ÖZ</p>
<div></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.denizlipsikiyatri.org/2012/03/04/vaginismus-tedavisi-denizli/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Otogargara&#8217;nın en komik kısmı</title>
		<link>http://www.denizlipsikiyatri.org/2012/03/01/otogargaranin-en-komik-kismi/</link>
		<comments>http://www.denizlipsikiyatri.org/2012/03/01/otogargaranin-en-komik-kismi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Mar 2012 19:46:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ahmet</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.denizlipsikiyatri.org/?p=114</guid>
		<description><![CDATA[Yılmaz erdoğan-Otogargara.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><iframe width="640" height="360" src="http://www.youtube.com/embed/059-RhtVmX8?fs=1&#038;feature=oembed" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></p>
<p>Yılmaz erdoğan-Otogargara.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.denizlipsikiyatri.org/2012/03/01/otogargaranin-en-komik-kismi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>vaginismus</title>
		<link>http://www.denizlipsikiyatri.org/2012/02/29/vaginismus/</link>
		<comments>http://www.denizlipsikiyatri.org/2012/02/29/vaginismus/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 29 Feb 2012 21:00:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ahmet</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.denizlipsikiyatri.org/?p=103</guid>
		<description><![CDATA[Özel Denizlipsikiyatri Ruh Sağlığı Polikliniği’nden Dr. Ahmet Öz uyarıyor Evlilikte cinsellikle ilgili korkular ve vaginismus Vajinismusun nedenleri çoğunlukla psikolojiktir tedavi edilebilir Özel Denizlipsikiyatri Ruh Sağlığı Polikliniği’nden Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ahmet Öz, ilk gece yaşanan sorunlar konusunda çiftlere &#8230; <a href="http://www.denizlipsikiyatri.org/2012/02/29/vaginismus/">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Özel Denizlipsikiyatri Ruh Sağlığı Polikliniği’nden Dr. Ahmet Öz uyarıyor</p>
<p>Evlilikte cinsellikle ilgili korkular ve vaginismus</p>
<p>Vajinismusun nedenleri çoğunlukla<br />
psikolojiktir tedavi edilebilir</p>
<p>Özel Denizlipsikiyatri Ruh Sağlığı Polikliniği’nden Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ahmet Öz, ilk gece yaşanan sorunlar konusunda çiftlere tavsiyelerde bulundu. Dr. Öz Vajinismusun (Kadınlarda ilişkiye girememe) fiziksel bir engel olmamasına karşın kadının korku, kaygı ve endişelerinden ötürü cinsel ilişkiye izin vermemesi olarak tanımladı.</p>
<p>Birleşme sırasında kadının vücudunda ve vajen bölgesinde istek dışı kasılmalar ve ağrı hissi oluşabileceğini belirten Dr. Öz, şöyle konuştu:</p>
<p>“Bu kasılmalar kadının kontrolü dışında oluşur. Vajinanın girişindeki kasların kasılmasının yanında vücutta bir kasılma, endişe ve panik hali olur. Kızlık zarının çok kalın olduğunu düşünen ve bu yüzden ilişkiye giremediklerini düşünen çiftler cerrahi operasyonla buna çözüm arasalar da sorunun ortadan kalkmadığını görürler. Çiftler bu durumda iyice mutsuzluğa ve karamsarlığa kapılıp ilişkilerini yıpratmaya ve birbirlerini suçlamaya başlarlar. Ama esas olarak vajinismusun nedenleri çoğunlukla psikolojiktir ve tedavi edilebilir.”</p>
<p>Bu sorunla karşılaşan çiftlerin bazen, anestezi ile bayıltma yöntemine başvurdukları, vajina bölgesindeki kasların kasıldığı düşünülerek botox uygulaması yapılıdığı, ilaçla sakinleştirilmeye çalışıldığı, kas gevşetici ve alkol kullanıldığını ancak bu uygulamaların yanlış olduğunu belirten Dr. Öz, “Çok kolay tedavi edilebilen bir sorun olan vajinismus bu tip yanlış bilgi ve denemelerle büyür, büyür…” dedi.</p>
<p>ÇÖZÜMÜ VAR</p>
<p>Özel Denizlipsikiyatri Ruh Sağlığı Polikliniği’nden Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ahmet Öz tedavi edilebilir bir durum olan vajinismusun çözümü ile ilgili de şunları söyledi:<br />
“Bu sorunu birçok çift yaşamaktadır. Burada problem olan şey, bu sıkıntıyı yaşayan kişinin yalnızca kendisinde var olan garip bir sorun olduğunu düşünüp hekime başvurmamasıdır. Oysa ki bu problemle karşı karşıya olan kadın sayısı hem ülkemizde hem de yurt dışında oldukça fazladır. 5 ya da 10 yıl evli kalıp ilişkiye giremeyip boşanan insan sayısı da küçümsenmeyecek kadar çoktur. Nedeni ne olursa olsun eğer çiftler işbirliğine istekliyse vajinismus her zaman tedavi edilebilir. Önemli olan tedaviyi istemek ve bunun için terapi merkezlerine başvurmaktır.”<br />
va</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.denizlipsikiyatri.org/2012/02/29/vaginismus/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

